Ayrılık Sonrası Yaraları Sarmak


Ayrılık hayatımızın her alanında karşımıza çıkan bir olgudur. Romantik ilişkiden ayrılma, işten ayrılma, okuldan ayrılma… Bununla nasıl başa çıktığımız ise hayat kalitemizi fazlasıyla etkiler.

Sağlıklı ayrılma her iki tarafında hayatına kaldığı yerden devam etmesine olanak tanır. Sağlıksız ayrılma ise tarafları öfkeye ve partneri cezalandırmaya yönelik bir takım davranışlarda bulunmaya yöneltir. Cezalandırma davranışı aslında kişinin çoğu zaman karşısındaki kişinin acı çekmesine yönelik olur fakat kişinin kendisinin acı çekmesine sebep olur.

Ayrılma elbette ki acılı bir süreçtir. Çünkü arkanızda belki de hazır olmadan bir takım şeyleri bırakmaktasınızdır. Böyle bir durumda acı kaçınılmaz bir duygudur. Fakat önemli olan bununla nasıl başa çıktığınızdır. Çünkü bu acı kişilik gelişiminize katkı sağlayabileceği gibi duygusal olarak yıkıntıya ve bunun sonucunda enkaza dönüşmenize de neden olabilmektedir.

Ayrılma yeni hayata tekrardan uyum sürecidir. Peki kişi ne zaman bu uyumlanma sürecine döner?

Öncelikle yaşadığınız duyguyu kabul etmek önemlidir. Çok sevdiğiniz birinin ölümünün ardından yas tutmak, üzülmek ne kadar normalse biten ilişkinin arkasından üzülmek belli bir süre yasını tutmak da o kadar normaldir.

Temel şemalarımızın fazlaca kullanılması bazı zamanlarda geçmişten gelen bilgileri çarpıtarak algılamamıza neden olur. Ayrılık sonrasında yaşanan “bir daha kimse beni sevmeyecek, kimse beni anlamayacak, hayatım bundan sonra eskisi gibi olmayacak” gibi düşünceler, tutulan yası patolojik hale getiren irrasyonel düşüncelerdir.  Oysa gerçekte çoğu zaman böyle bir durum yoktur. Kişinin onu seven kabul eden sosyal çevresini, arkadaşlarını veya ailesini fark etmeye ihtiyacı vardır.

Kişinin yaşadığı ilişkileri bir başarı olarak görmesi bitişini de başarısızlık olarak kabul etmesine neden olabilir. İlk öncelikle ilişkiyi sürdürmenin başarı göstergesi olmadığını kabul etmek gerekmektedir. Bunun altında daha çok kişilerin kendilerine olan özgüven eksiliği, akranlarıyla kendini kıyaslaması yatmakta ve bu durum, ilişkinin bitişini fazlaca kişiselleştirip bunu bir yenilgi olarak görmelerine sebep olmaktadır. Bir daha başka birini bulamayacağım düşüncesi bunun en büyük örneğidir.

Ayrılık sonrası uyum sürecinde, artık hayatınızda nelerin değişeceğini kabul edip, kendinize yeni sosyalleşme alanları açmanız ayrılığın yaralarını sarmakta en iyi yollardan biridir. Bunun için daha önce yapmayı hep istediğiniz ama bir türlü yapamadığınız bir aktiviteye katılmak ya da yaptığınız ve çok zevk aldığınız aktivitelere daha fazla zaman ayırmak, hayat temposunu arttırmak olumlu sonuçlar almanızı sağlayacaktır.

Ayrılık sonrası en önemli şey ise sosyal destek. Bu dönemde arkadaşlarla vakit geçirmek ve aktivitelere katılmak ayrılık sonrasında kişilerin iyileşme ve kabullenme sürecini hızlandırmaktadır.

Önemli olan birey olarak ihtiyaçlarınızın farkında olmak, kendi kendine yetebilme becerinizi geliştirmektir. Tabi ki duygusal ilişkiler bizleri geliştiren büyüten kişisel gelişimimize katkı sağlayan ilişkilerdir. Fakat en temelde sahip olduğumuz ilk ve en önemli ilişki kendimizle olan ilişkidir. Diğer bütün ilişkiler bunu takip eder. Bir başkasıyla kurulan ilişki kendimizle kurduğumuz ilişkiden daha iyi olamaz. Bu yüzden öncelikli olarak kendi kişisel farkındalığınıza varmanız önemlidir.

Uzman Psikolog Zeynep Kaya