Damla Kendini Tamamlayınca Damlar...


Yağmur sırası camdaki damlanın evrimini düşündünüz mü hiç ya da kapalı musluktan bin bir çabayla kopup yoluna devam isteğini takdir ettiniz mi?

Hayatlarımızla ne kadar çok ortak yanı olduğunu fark ettiniz mi?

Damlamak için biriktirmek gerek, yaşantıları, öğretileri, acıları, kahrolmaları, gülüşleri, sebep oluşları, hisleri, özlemleri, kavuşmaları… Araya karışır bazen sana ait olmayan parçalar. Farkında olmadan almışsındır içine sana dayatılanları. Sana ait olmayan hikâyeler çıkmıştır ortaya. Kendi parçan sanıp, katıp önüne damlamaya uğraşmışsındır akan suya karışma isteğiyle, ama hep yarım kalmıştır damlamaların. Cılız bir damlamayla sana ait olanları yanına alamayarak hep en başa dönmekle sonuçlanmıştır çabaların. Damlamak bir yerden başka bir yere geçmektir. Olduğun yerden olmak istediğin yere, asılıp kaldığın yerden akan suya kavuşmak... Kiminin hayali sadece akan suda olmak, kiminin hayali akan suyun taşıdığı yere varmak…

Tek bir şartı vardır damlamanın; sadece sana ait parçaları yanına alarak damlayabilirsin. Aksi düşmektir; zamansız, sana ait olmayan ağırlığın etkisiyle. Yüzleşme gerektirir damlamak, kendi parçalarını fark etmek, sana ait olmayanları geride bırakmak, kendi gerçekliğinle doldurmak damlanın içini… Ne dersin zamanı gelmedi mi damlamanın? Zamanı gelmedi mi akan suya kavuşmanın?

Damla kendini tamamlayınca damlar….. (Özdemir Asaf)

Eda Özbay
Öğrenci&Kariyer Koçu