EMDR Terapisinin Dayandığı Temeller


Beynin iki bölümden oluştuğunu, sağ tarafın duyguları ve yaratıcılığı; sol tarafınsa bilişsel düşünmeyi kontrol ettiğini mutlaka duymuşsunuzdur. Bu son derece basitleştirilmiş bir anlatım çünkü beynin parçalarının tümü birbiriyle devamlı etkileşim içindedir. Beynin içindeki bağlantı sistemi nöronlardan ve snapsislerden oluşan karmaşık bir sistemdir; şu anda en sınırlı şekilde dört katrilyondan fazla bağlantının olduğunu biliyoruz.

Beyin hem sağ hem sol yarıkürede yer alan çok çeşitli yapılardan oluşmuş inanılmaz derecede karmaşık bir sistemdir. Beyin, insan beyni, memeli beyni ve sürüngen beyni olarak da 3 segmente ayrılır. İnsan beyni denilen bölüm ön, düşünsel veya üst beyin olarak da adlandırılır; memeli beyni orta, duygusal veya limbik beyin olarak bilinirken; sürüngen beyni kafatasının tabanında yer alır ve arka, ilkel beyin olarak bilinmekle birlikte REM uykusu, refleks, dolaşım ve solunum gibi otonomik fonksiyonları yönetir. Arka beynin alt kısmı, yani beyin sapı, sinir sistemini omurganın üst bölümüne bağlar. Bu gerçek bir beden zihin bağlantısıdır çünkü beyinden vücuda ya da vücuttan beyne giden bilgilerin tümü bu kapıdan geçer.

Son yıllarda beynin çalışma mekanizmasına daha fazla odaklanılmasına rağmen, nöroloji konusundaki en tanınmış uzmanlar bile hala bu organın çalışmaları hakkında kısıtlı bilgiye sahip olduğumuzu söylemektedirler. EMDR sürecinin hızla ve güçlü bir biçimde akması birbiriyle bağlantılı beyin yapılarının tümü arasındaki sabit iletişimin yoğunlaşmasına neden olmaktadır. EMDR ve REM uykusu, göz hareketlerinde olduğu kadar her iki aktivite sırasında oluşan bilgilerin işlenme süreci açısından da birbirine son derece benzer. Harvard Üniversitesi’nde nöroloji araştırmacısı olan Dr. Robert Stickgold, EMDR sırasında hipokampustan (bilgi depolar) neokortese (bilgileri analiz eder) olan bilgi akışının REM uykusundaki döngülerde olduğu gibi tersine döndüğünü, bunun da beynin yaşanan travmatik olay sırasında baskın olarak hissedilerek sistem içinde dondurulmuş bilginin tekrar değerlendirilmesine olanak verdiğini ileri sürmektedir. Başka araştırmacılarsa, EMDR yönteminin kişinin dikkatinin yönünü değiştirerek beyni devamlı olarak uyardığına, böylece de bozuk şekilde depolanmış bilgiyi yeniden değerlenmesini sağladığına inanırlar.

Kaynak: EMDR İle Işık Hızında Duygusal İyileşme, 2001