EMDR ve Travma Tedavisi


Konuşma terapisi  -ister psikanaliz, ister aile terapisi, ister bilişsel terapi, isterse de davranış değiştirme terapisi biçiminde olsun- insan sistemine, mantığın ve düşüncenin merkezi olan beynin kortikal bölümü aracılığıyla girer. Ama travma duygusal beyni (ki konuşarak ulaşmak zordur), alt beyni ve bedeni (konuşarak ulaşmak imkansızdır) derinden etkiler.

EMDR sadece bu bölgelere ulaşmayı sağlamakla kalmaz aynı zamanda buralarda değişiklik de yapabilir. Kişi olumsuz bir görüntüyü ya da anıyı tanımlayıp hissederken, bunun sinir sisteminde tutulduğu bölgeyi- beden, alt beyin, orta beyin ve ön beyin- aktif hale getirir. Kelimeler konuşamadığımız bir yaşta başımıza gelen bir şeyi tarif edemez ama görüntü, ses, koku ve fiziksel duyuları tekrar canlandırarak ilkel beyne ulaşabiliriz. Beş duyuyla yaşanmış bir tecrübeyle ilişkili duyguların uyanmasını sağlamamız travmaya ilişkin ilkel tepkilerimizi yeniden aktif hale getirebilir. Bu tepkiler hem beyinde hem de bedende ortaya çıkar, çünkü beyin sinir siteminin kumanda edildiği merkezdir.

Bu yüzden EMDR “aşağıdan yukarı” işleyen bir terapidir. Beynin ilkel bölgelerinde bulunan, bedende depolanmış anıları aktif hale getirip sonunda analiz etme ve çözüm oluşturma için düşünen beyne ulaşır. Konuşma terapisi ise EMDR’nin aksine “yukardan aşağıya” işleyen bir yaklaşımdır: bilgi duygusal beyne ulaşma olanağının sınırlı olduğu kortikal beyne girer ama buradan alt beyne ve bedene ulaşması daha da zordur. Bu özelliği nedeniyle tek başına konuşma terapisinin travma sonrası stres gibi beden merkezli rahatsızlıklarda elde ettiği sınırlı başarı mucizevi bir şeydir. EMDR uygulaması sinir sistemindeki işlenmemiş bilgiyi aktif hale getirir. Çift taraflı sol sağ uyaranın kullanılmasıyla, üzerinden iki hafta da geçmiş olsa 20 yılda geçmiş olsa bilginin serbest kalmasını sağlar. Doktor Strickgold’ un hızlı göz hareketi (REM) uykusu incelemesi: yani kişinin gece boyunca sayısız kareler içine girdiği bir uyku döngüsü üzerine yaptığı çalışma dışsal ve içsel uyaranlarla ortaya çıkan belli olay ve duyguların gece boyunca beyinde işleme tabi tutulduğunu göstermektedir. EMDR sırasında ortaya çıkan deneyimler genellikle rüya özelliği taşımaktadır. Terapist iyileşme sürecini belirlemek; görüntü ve duyguların akışını düzenlemek; bazen de yönlendirmek için sözlü iletişim yolunu kullanır. EMDR sırasında kişi, olan biteni tanımlamak için konuşur: anılar, duygular, bedensel deneyimler gibi. Ama asıl iyileşme güçlü ve hızlı bir şekilde hastanın içinde oluşmaktadır. Genellikle kelimelerle ifade edilmez, hatta bazen hasta bu iyileşmeyi anlamak şöyle dursun farkında bile olmaz.

Çocukluk travmaları diğer travmalardan daha mı kötüdür?

Bu karmaşık cevabı olan bir sorudur. Cevabı; travmanın derecesine olduğu kadar, kişinin genlerine kişiliğine ve içinde bulunduğu ortama da bağlıdır. Örneğin sözlü suiistimal bir çeşit ruh cinayetidir ve dayak yemek kadar can yakabilir: bazen aile içindeki şiddete tanık olmak da (ikincil suiistimal) çocuğa kurbanın kendisi kadar zarar verebilir. Sadece sarkıntılıktan ibaret olsa bile en kötü etkiyi cinsel taciz yapar. Ama insanların çektikleri acıları karşılaştıramayız. Sözlü olarak suiistimal edilenler ve duygusal olarak terk edilenler de tedavi uzmanlarının dikkatini gerektirecek istisnai acılar çekmektedirler. Bazı insanların 6 aylıkken hatta 3 aylıkken olan biteni hatırlayabilmesi gibi durumlar kayıtlarda yer almış olsa da bebekliğimizin ne kadarını hatırladığımızı bulabilmek zordur. Rahim içi yaşantımızı bile hatırlayabilmemiz olasıdır.

Panik ataklar, depresyon hali ve öfke tepkilerinin tümü neden oldukları asıl olaydan koparak farklılaşmış eski anılara ait hislerdir. Travmanın farklı katmanlarında gizlenmiş değilse, kişiyi rahatsız edenin çocukluk çağına ait bir travma olduğu durumlar EMDR ile diğer terapi şekillerine göre daha çabuk ortaya çıkarılabilir. EMDR yönteminin sinir sistemine doğrudan ve güçlü bir şekilde erişmesi hem travmatik anıların serbest kalmasını sağlar hem de bunların anlaşılıp iyileşmesi için uygun koşulu yaratır.

Yetişkin hayatındaki travmatik olayların çoğu birbirinden farklı, kimi 1 saniye kimi ise saatler süren ve hayatta yalnız bir kez yaşanan olaylardır. Otomobil kazası geçirmek, soyulmak, ebeveynlerden birinin ani ölümü bunlara örnek verilebilir. Dolayısıyla travmanın şiddeti ve tedavi şekli vakadan vakaya farklılık gösterir. Başka bir değişken de travma geçiren kişinin hem genetik hem de psikolojik yapısıdır. Bazı insanlar dehşet verici olayları neredeyse hiç rahatsızlık belirtisi göstermeden atlatırken bazıları birçok kişinin katlanabilir olacağı olaylardan fazlasıyla etkilenebilirler. Bir dereceye kadar her birimiz ömür boyu yaşadığımız travmalara dayanabiliriz. Sevgili tarafından ret edilmek bile bir iz bırakır. Belirtiler aynı olsa da her birimiz travmalara karşı değişik tepkiler veririz.
Seksen yaşında biri eceliyle öldüğünde çocukları yas tutacaklar ama büyük ihtimalle travma yaşamayacaklardır. Çocukları bunu zaten beklemektedirler, doğanın kanunu böyledir; onlar da yas tutma ve acı çekme arasında gidip gelerek sonunda çözüme ulaşacaklardır. Ama yas tutma süresi çok uzarsa, o zaman patolojik bir semptom ortaya çıkar. Bu daha önceki bir travmanın işe karıştığını ve tedavi edilmesinin gerekli olduğunu gösterir. Travma sonrası stres rahatsızlığının en önemli unsurlarından birisi olayların beklenmedik anda oluşudur. Babasını aniden kaybeden bir çocuk bu durumdan, babasını benzer şekilde aniden kaybeden 51 yaşındaki bir yetişkinden daha farklı şekilde etkilenecektir.

Otomobil kazaları en çok karşılaşılan travma türlerinin başında gelir. Bu kazaların üzerinizde yaratacağı etkiler birçok değişkene bağlıdır: yaralanıp yaralanmadığınız; yaralanmışsanız yaralanma biçimi ve iyileşmenin ne kadar süreceği; bir başkasının da yaralanmış ya da ölmüş olması ve sizin bu kişiyle ilişkiniz; arabayı sizin sürüyor olmanız ya da sadece yolcu olmanız; hatanın sizde ya da diğer sürücüde olması gibi. Tüm bu farklı etkilerde EMDR terapisi uygulanabilir.

Kaynak: EMDR İle Işık Hızında Duygusal İyileşme, 2001