İş Hayatının Tekrar Eden Sorusu


En az kaç defa o adamın/kadının nasıl olur da sizin gibi birinin yöneticisi olabildiğini düşündünüz? Acaba hangi başarılarla o mevkiye geldi? Neden öyle biri o görevde ama siz değilsiniz?
 
Şapkanızı önünüze almaya hazırsanız; temelde iki ana nedeni olduğunu söyleyebilirim. Ama başlamadan önce Dunning&Kruger etkisinden biraz bahsedelim. Cornell University’de görevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine ve 2000 yılında Nobel almalarına neden olan tanı.
 
"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!
Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.
 
'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür.
 
Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler... (tanıdık geliyor mu?)
 
Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında 'fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ile suçlanırlar..."
 
Şapkayı önünüze alma kısmına gelirsek; ilk başta sorduğum sorular hayatınızın bir parçası olmuşsa ya yöneticiniz bu sendroma sahip ya da üzgünüm ama, siz. Peki kimin sahip olduğunu nasıl anlayacaksınız? Eğer sizin de yönettiğiniz bir ekip varsa, yani orta düzey yönetici iseniz, kendi ekibinize davranış şeklinize bakarak fikir sahibi olabilirsiniz. Bir konu hakkında yanıldığınızda ve hata yaptığınızda bunu açık yüreklilikle kabul edip ekibinizden özür dileyebiliyorsanız, her şeyin en iyisini bildiğinizi iddia etmiyorsanız, en ufak başarınızda gazeteye ilan verecek duruma gelmiyorsanız, başarınızla olduğu kadar başarısızlığınızla da barışıksanız, bilgiye ve eğitime saygı duyuyorsanız, fikriniz olmayan konular hakkında “bilmiyorum” deme bilgeliğini gösterebiliyorsanız, işleri ekibinize delege edebiliyorsanız, en önemlisi bulunduğunuz mevkii kullanarak insan onurunu hiçe sayar davranışlarda bulunmuyorsanız gönül rahatlığıyla arkanıza yaslanabilirsiniz; sendrom sahibi siz olamazsın ve yüksek ihtimal o soruları kendi kendinize sormanızda haklı bir yan var. Hatta davranış modeliyle apayrı olduğunuz bir yönetici ile çalışıyor olmak eminim sizin defalarca ekibinizin önünde çok zor durumlarda kalmanıza sebep olmuştur. Öncelikle bilin ki bu konuda yalnız değilsiniz ve sandığınız kadar çaresiz de değilsiniz.
 
Eğer yönettiğiniz bir ekip yok ise sizin bu sendroma sahip olup olmadığınız biraz da bu ilk baştaki soruları ne kadar yüksek sesli sorduğunuzla ilgili… Yani iş gününün yarısını bu soruları düşünerek ve geri kalan yarısını da şirket çalışanlarını bu yargılarınızdan haberdar ederek geçiriyorsanız, kendi kariyerinizin iyiliği için biraz bu sendromu taşıma olasılığınızı düşünmeniz ve bunun size neler kaybettirdiğini fark etmeniz gerekebilir. Tabi ki bunun tam tersi olan; fazla alçak gönüllü davranmak ve yüksek iç görü göstererek her koşulda görevlere “layık” görülmeyi bekliyor olmak da kariyeriniz için hiçte içi açıcı sonuçlar getirmeyecektir. Yüksek iç görü yeteneğinizi, sizi o görevlere getirecek olanların değerlendirme kriterlerine ne kadar uygun olduğunuzdan emin olmak için kullanabilirsiniz. Hayatın her alanında olduğu gibi bu konuda da mutlak denge gerektiğini kendinize ara ara hatırlatmakla işe başlayabilirsiniz… 


Eda Özbay
İnsan Kaynakları Danışmanı
Öğrenci&Kariyer Koçu