Zeminsizlik Anksiyetesi; Sorumluluk ve Özgürlük
Özgürlüğün tanımı kişiden kişiye göre değişebilir. Birçoğumuzun aklına istediğini yapabilme, diğerlerinden bağımsız olma, isteklerine hemen ulaşabilme gibi anlamlar gelir. Ancak özgürlük bir şeyi isteme ya da istememe seçiminin ve yaratımının kişiye ait olması demektir. Bu anlam ile de özgürlük sorumluluk gerektirir. Çünkü her seçim kişinin diğer tüm soyut ve somut varlıklara atfetmeksizin varlığına ait bir yaratımdır. Heidegger insandan “dasein” olarak söz etmiştir; ben, birisi, ego ya da insanoğlu anlamlarına gelen bu ifadede insan varoluşunun ikili doğası vurgulanır.
Birey hep “oradadır” ancak aynı zamanda orada olan şeyi de oluşturan varlıktır. Bu nedenle ego ikilidir. Birincisi “deneysel ego”; nesnel olanı, dünyadaki bir varlık; ikincisi ise “aşkın ego” yani kendisini ve dünyayı oluşturan, sorumlu olandır. Bu nedenle sorumluluk özgürlükle sıkı sıkıya bağlıdır. Birey dünyayı çeşitli şekillerde oluşturacak kadar özgür olmadıkça sorumluluk kavramı anlamsızdır. J.P. Sartre’ a göre ise insan kendi hayatından tamamen sorumludur, yalnızca hareketlerinden değil, hareket etmedeki başarısızlıklarından da. Bu nedenle şu an dünya üzerinde yaşanan her olaya karşı her bireyin sorumluluğu vardır.
Yaşananlar Karşısında Yaptıklarımız Kadar Yapmadıklarımız da Sorumluluk Alanımızdadır…
Bu anlamda bakıldığında insan kendisini ve dünyasını oluşturan bir varlıktır. Bu da kurallar, ahlaki sistemler, değerler, gelenek ve göreneklerden azade bir varoluş sorumluluğu getirir. Sarsıcı, sersemletici ve alışageldiğimiz uyma davranışları açısından zeminsizlik hissi oluşturan bir bakış açısıdır. Varoluşçu felsefede buna “zeminsizlik anksiyetesi” denir.
Zeminsizlik anksiyetesine verdiğimiz tepki kaygıyla karşılaştığımız zamanlarda verdiğimiz tepkiye benzer; rahatlama ararız. Kendimizi bundan korumaya çalışırız ve bunun birçok yolu vardır. Zeminsizlik anksiyetesinde birey temel olarak bu zeminsizliğin farkına varmamak için kaçınmayı seçer. Karar vermek, yalıtım, özerk hareket etmek gibi bireysel özgürlük alanlarından kaçma davranışları gerçekleştirir. Otorite, büyük bir plan\tasarı\kader, sihir\büyü\enerji gibi kendisinden aşkın ve büyük bir şeyler arar. E. Fromm’ un Özgürlükten Kaçış’ ta belirttiği gibi bir zorba bile lidersizlikten iyidir. Çünkü yaptığımız ve yapmadığımız şeyleri ona atfederek zeminsizliğimizi bize unutturur. Onun yüzünden ya da onun için yapmış ya da yapmamışızdır.
Modern varlık olarak bugünün insanı artık özgürlüğüne kavuşmak için devletler ve zorbalarla meydanlarda savaş vermekten çok daha farklı bir noktadadır. Bu nedenle özgürlüğünü elde etmek için değil de özgürlüğüyle başa çıkabilmek için savaş vermektedir. Yapmak zorunda olduğunu söylediğinde de, yapması gerekeni söylediğinde de seçim problemiyle uğraşmaktadır. Bu nedenle “hayatında eksik bir şeyler olduğu”, “boşluk hissettiği”, “duygularını artık hissetmediği”, “akıntıya kapılıp sürüklendiği” gibi ifadeler ile anksiyete yaşayan bireyin sorumluluğundan ve gerçek özgürlüğünden kaçınmanın mümkün olmamasından kaynaklı, bu duyguları hissettiği görülecektir.
En sık olarak yukarıda sözü geçen bir otoriteye, geleneğe ve göreneğe, lidere sorgusuz ihtiyaç duyar. Toplumun kendisine atfedilen bireysel sorumluluk ve özgürlükten kaçış ifadeleri ise zorlantı, sorumluluğun bir başkasına yıkılması, sorumluluğun reddi (masum kurban rolü), özerk davranıştan kaçınma ve karara bağlı patolojidir.
Hayatta bir yetişkin olarak yaşadığınız ve yaşamadığınız her şeyin tüm sorumluluğunun size ait olduğunu görmek acı vericidir. Ancak gerçek özgürlük bu sorumluluğu üstlenmeden deneyimleyebileceğimiz bir şey değildir. Şimdi hayat hikayenizi hayatınızdaki hiç kimsenin adını ifade etmeden yalnızca kendi yaptıklarınız ya da yapmadıklarınızdan kendinize anlatın. Duyduğunuz öykü size neler hissettiriyor? Diğerleri olmadan anlatmakta zorlandığınız her an, diğerini suçlayamadan yalnızca kendinizi anlatmakta zorlandığınız her yaşantı bir kaçıştır. Kendiniz olmak için sadece bir hayatınız var, tüm yaşayabileceklerinizle onu sadece kendiniz yaşadığınızda anlamlı olacaktır.

